Hacı İlyas, Kıbrıs Şehitleri Cd. Osmangazi/Bursa
Telefon: +90 505 430 2397

Deepfake ve Adli Bilişim: Yapay Zekanın Kötüye Kullanımı

Kategori: Adli Bilişim
Yapay zeka, son 30 yılda büyük bir evrim geçirerek hayatımızın her alanında önemli bir kavram haline gelmiştir. Ancak günümüzdeki yapay zeka uygulamaları, geçmişteki örneklerinden çok farklıdır ve maalesef suç işlemek için kullanılabilen bir araç haline gelmiştir.

2017 yılında ortaya çıkan Deepfake teknolojisi, yapay zeka ve GAN (Generative Adversarial Networks) tekniklerini kullanarak sahte görüntü, ses ve video gibi çoklu ortam eserleri üretebilen bir yapay zeka uygulamasıdır. Bu teknoloji, ürettiği eserlerin çıplak gözle gerçek ile ayırt edilemeyecek kadar gerçekçi olmasıyla tehlikeli hale gelmektedir.
Bu makalede, Deepfake teknolojisinin suç faaliyetlerinde nasıl kullanıldığına ve bu teknolojiyle üretilen belgelerin nasıl tespit edilebileceğine odaklanacağız.

Yapay Zeka Teknolojisi ve Deepfake
Yapay zeka, bilgisayar biliminin bir dalıdır ve algoritmaların kullanıldığı bir süreçle hangi problemlerin çözülebileceğini, hangi görevlerin gerçekleştirilebileceğini ve dünyanın nasıl anlaşılabileceğini ortaya koymaktadır. Günümüzde yapay zeka hayatımızın hemen her alanında kullanılmaktadır. Ancak yapay zeka temelli teknolojiler, suçlular için yeni imkanlar da sunmaktadır. Özellikle Deepfake teknolojisi, imza, ses ve görüntü taklitleri gibi alanlarda suç işlemek için kullanılmaktadır.

"Deepfake" terimi, 2017 yılında ABD'deki popüler bir sosyal paylaşım sitesi olan Reddit platformunda ortaya çıkmıştır. Bu platformda, Hollywood aktörlerinin gerçeğe çok yakın sahte pornografik videolarını paylaşan bir hesap, Deepfake teknolojisini tanıtmıştır. Reddit yetkilileri durumu fark ederek bu tür paylaşımları yasaklamıştır. Deepfake teknolojisi genel olarak pornografik içerikler üretmek için kullanılsa da finansal suçlardan siyasi itibar suikastına kadar birçok alanda kötüye kullanılabilen bir teknolojidir. Bu makalede, Deepfake teknolojisi kullanılarak yapılan belgelerdeki sahtecilik suçu ele alınacaktır.

Belge Kavramı ve Elektronik Belge
Belge, hukuki değer taşıyan her türlü bilgiyi içeren ve bir gerçeği nakleden yazılı veya basılı metin, fotoğraf, resim, film gibi dokümanlardır. Belge olabilmesi için yazılı olması, irade beyanı içermesi, zamana dayanıklı olması ve düzenleyicisinin belirli olması gerekmektedir. Elektronik belgeler ise sayısal olarak kodlanmış elektronik verilerdir. Deepfake teknolojisiyle üretilen ses, resim ve videolar da elektronik belge niteliği taşımaktadır ve sahtecilik suçu için kullanılabilmektedir.

Yargı Sürecinde Deepfake Teknolojisi Temelli Manipülasyonlar

Deepfake teknolojisi, yargı süreçlerinde kullanılarak kanıt olarak sunulabilmektedir. Örneğin, İngiltere'de bir velayet davasında Deepfake teknolojisiyle üretilen sahte bir ses kaydı delil olarak kullanılmış ve bu durum Deepfake teknolojisinin yargı süreçlerini nasıl olumsuz etkileyebileceğini göstermiştir. Sahte ses kaydı üretimine dayalı suçlarda %350 artış gözlemlenmiştir.

Deepfake teknolojisiyle üretilen belgelerdeki sahtecilik suçları, ceza kanununun ilgili maddeleriyle düzenlenmektedir. Ancak Türkiye'nin de taraf olduğu Avrupa Siber Suçlar Sözleşmesi'nde elektronik belgelerdeki sahtecilik suçlarının fiziki belgelerdeki sahtecilik suçlarıyla benzer düzenlemelere tabi olması gerektiği belirtilmiştir. Ancak mevcut mevzuatta bu konuda açık bir hüküm bulunmamaktadır. Elektronik verilerin suçun konusunu teşkil etmediğini savunanlar olduğu gibi, bu suçların ayrı bir suç tipi olarak düzenlenebileceğini savunanlar da bulunmaktadır. Bu nedenle elektronik verilerde yapılan sahtecilik suçları, mevcut kanunlar çerçevesinde verilerin yok edilmesi veya değiştirilmesi suçunu oluşturabilmektedir.

Deepfake Ürünlerinin Tespiti
Teknoloji devleri arasında rekabet halinde olan şirketler, Deepfake tespit uygulamalarını geliştirmek için kaynak kodlarını paylaşmaktadır. Ancak bu tespit uygulamaları, temelde Deepfake teknolojisinin açıklarına dayanmaktadır. Deepfake yazılımcıları, bu açıkları kapatmak için sürekli çalışmaktadır, bu nedenle tespit uygulamalarının etkinliği sınırlı olabilmektedir.

Parmak izleri, renk tutarsızlıkları, doku bozulmaları, optik akış analizi ve kameranın fiziksel özellikleri, Deepfake tespitinde önemli noktalardır. Bazı tespit tekniklerinde ise insanın kafa hareketleri, göz hareketleri gibi bedensel dürtülerdeki anomaliler dikkate alınır. Ancak Deepfake geliştiricileri, bu açıkları kapatmak için sürekli yeni yöntemler geliştirebilmektedir. Bu nedenle tespit uygulamaları yetersiz kalabilmektedir.

Ülkemizde adli bilişim sürecinde Deepfake ürünlerinin tespiti oldukça maliyetli bir iş olup şu anda böyle bir sistem kurulu değildir. Bu nedenle Deepfake ürünlerinin Türk yargısında nasıl ele alınacağı konusunda belirgin bir çözüm bulunmamaktadır.

Sonuç
Deepfake teknolojisi, hukuk alanında yeni sorunlara yol açabilen bir teknolojidir. Kişisel verilerin korunması, fikri mülkiyet hukuku, ceza hukuku gibi birçok alanda yeni zorluklar ortaya çıkmaktadır. Deepfake teknolojisi özelinde yasaların oluşturulması gerekmektedir. Ancak bu konuda yasal düzenlemelerin henüz yeterli olmadığı ve dünya genelinde olduğu gibi Türk hukukunda da ciddi çalışmalara ihtiyaç duyulduğu görülmektedir.

Kaynakça: hukukvebilisimdergisi

Yorumlar

Bu blog yazısına yorum yapılmamış.

Yorum Yap

Düşüncelerini ve önerilerini yorum yaparak belirtebilirsin.